T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
G E R E K Ç E L İ K A R A R
DOSYA NO : 2025/837
KARAR NO : 2025/905
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ÜNYE 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/07/2025
NUMARASI : 2025/475 Esas – 2025/663 Karar
DAVANIN KONUSU : İhalenin Feshi (Ortaklığın Giderilmesi Nedeniyle (İİK M.134) (Alacaklı,Borçlu Tarafından Açılan))
KARAR TARİHİ : 02/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2025
Dairemizce yapılan dosya üzerinden inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile; dava ve ihaleye konu taşınmazın kıymet taktirinin hükmen kesinleşmesi sonrasında taşınmazın davalı hissedar Mustafa Şener’e ihale edilmiş olduğu, taşınmazın kıymet taktirinin satış memurluğunca yapılması sonrasında müvekkil adına yapılan kıymet taktirine itiraz edilmiş olduğunu ve bu dava da davacının vekil ile temsil edilmiş olduğunu, 7201 sayılı TK’nun 11. ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılması zorunlu bulunduğu, satış ilanının vekil adına tebliği gerekmesine rağmen davacı asile mesleki faaliyeti nedeniyle kullandığı UETS adresine elektronik ortamda tebliğ edilmiş olması açıkça hukuka aykırı olduğu, her ne kadar davacı asile tebligat yapılması bir yukarıda yer verdikleri açıklamaları dikkate alındığında sonucu etkili değil ise de asile yapılan tebligat işleminin de usulsüz olduğu, baroya kayıtlı avukat konumunda olan davacının UETS adresinin bireysel iş ve işlemleri açısından aktif halde olmadığı, bu durum dikkate alındığında da asile yapılan tebligatın fiziken yapılması gerekmesine rağmen UETS yoluyla yapılmış olmasının tebligatı geçersiz kıldığı, yine davalı ihale alıcısı hissedarın ihaleye iştirak konusunda bir talebi bulunmadığı, davalı hissedarın ihaleye iştirakinin mümkün olmamasına rağmen ihaleye iştirakinin sağlanmasının açıkça hukuka aykırı bir durum olduğu, ihaleye konu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların (konutların) birinin 80,87 m², diğerinin 51,81 m² olduğu dikkate alındığında KDV oranın %1 veya arsanın KDV oranı olan %10 olarak belirlenmesi gerekmesine rağmen satış ilanında KDV oranı % 20 olarak belirlendiği, bu durumun ihaleye katılımın azalmasına dolayısıyla davacının zarara uğramasına sebebiyet vermiş olduğu, taşınmazın hükmen belirlenen kıymeti konusunda yapılan yargılamada içerisinde hükme esas alınan bilirkişi raporları kapsamında yapılan değer belirlemeleri açıkça yanlış bulunduğu belirtilerek davaların kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
SAVUNMA: Davalı ihale alıcısı hissedar Mustafa Şener tarafından sunulan cevap dilekçesi ile; ihalenin usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştirildiği beyan edilerek davanın reddine karar verilmesi talep olunmuştur.
DELİLLER: Ünye Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu 2024/36 Ortaklığın Giderilmesi Satış sayılı dosyası.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; “…Davanın kabulü ile, Ünye Satış Memurluğu’nun 2024/36 sayılı satış dosyasındaki Ordu İli, Ünye İlçesi, Çınarlık Mahallesi, 1314 ada 50 parselde kayıtlı taşınmazın satışına ilişkin 13/05/2025 tarihli ihalenin feshine…” karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURAN TARAF VE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı tarafından; İddia sahiplerinin ihaleye pey sürmek sureti ile katıldıkları hususunun net olduğu, davacı tarafından nispi harç yatırılmadığından davanın usul yönünden açılmamış sayılması gerektiği, davacı tarafından teminat yatırılmadığından dava şartı noksanlığından davanın usul yönünden reddi gerektiği, mahkemece 20 günlük sürede karar verilmesi gerekirken bu süre aşılarak karar verilmesi nedeni ile kararın iptali gerektiği, satış ilanının bizzat kendisine gönderildiği beyan edilerek mahkemece hukuka aykırı olarak verilen kararın kaldırılması istemi ile istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Ünye Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/2043 Esas ve 2023/2672 Karar sayılı dosyasından verilen ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin karar sonunda 2024/36 satış dosyasında yapılan ihalenin feshi istemine ilişkindir.
İİK.nun 134/2. maddesi hükmüne göre davacıların dava açma ehliyetinin (husumet) bulunduğu, ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İhalenin bozulma nedenleri, gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında;
a) İhaleye fesat karıştırılmış olması,
b)Artırmaya hazırlık aşamasındaki hatalı işlemler,
c)İhalenin yapılması sırasındaki hatalı işlemler,
d)Alıcının taşınmazın önemli nitelikleri hakkında hataya düşürülmüş olması şeklinde sıralanabilir.
Davacının ihaleye konu taşınmazda hissedar olduğu anlaşılmakla aktif husumet ehliyetinin tam olduğu görülmüştür.
Ortaklığın giderilmesi ilamına dayalı olarak yapılan satışlara ilişkin ihalenin feshi davalarında, alıcı ile birlikte hissedarların tamamının hasım olarak gösterilmeleri gerekir. İhalenin feshi istemi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu anlamında dava olmayıp “şikayet” niteliğindedir. Hasım yanlış gösterilse veya hiç gösterilmese bile dava reddedilmeyip doğru hasma dava dilekçesi duruşma günüyle birlikte tebliğ edilmek suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekir. Duruşma yapılması gereken hallerde de taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Dava dilekçesinde tüm taraflara husumet yöneltilmiş, ortaklığın giderilmesi ilamının taraflarlarına ve taşınmaz hissedarlarının tamamına usulüne uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmiştir.
Öncelikle, davaya konu ihalenin HMK’nın 355. maddesi kapsamında kamu düzeni yönünden incelenmesi gerekmektedir. İhalenin 13/05/2025 tarihinde yapıldığı, ihalenin feshi davasının süresinde açıldığı, dava konusu taşınmazın satış ilanının elektronik ortamda da yapıldığı, taşınmazın kıymetinin 05/10/2022 tarihinde taktir edildiği, kıymet taktiri ile ihale arasında iki yıldan az bir süre bulunduğu, satış ilanının 06/01/2025 tarihinde Yeni Asır Gazetesinde yayınlandığı, satış ilanının gazetede yayınlanması ile ihale arasında 1 aydan fazla bir zaman bulunduğu, davaya konu taşınmaza 4.000.000,00 TL değer takdir edildiği, 3.104.594,87 TL’ye ihale edildiği, böylelikle ihale bedelinin muhammen bedelin yarısı ile satış masraflarından fazla olduğu anlaşılmış olup, kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ihalenin feshini gerektirir bir yön olmadığı görülmüştür.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre; satışa hazırlık işlemlerinden kaynaklanan nedenlerle ihalenin feshi isteminde bulunulabilmesi için, usulsüz olduğu ileri sürülen hususun, ihaleden önce şikayetçi tarafından öğrenilmemiş olması, öğrenilmiş ise İİK’nın 16/1. maddesinde öngörülen yasal yedi günlük sürede icra mahkemesi nezdinde şikayet konusu yapılmış olması gerekir. Satışa hazırlık işlemlerine yönelik şikayet üzerine mahkemece verilecek kararlar kesin olmakla beraber, süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hallerde, icra mahkemesi kararının, ihalenin feshi aşamasında incelenmesi mümkündür. Şikayetçi, fesih nedeni olarak ileri sürdüğü ihaleye hazırlık dönemine ilişkin bir durumu, yasal sürede icra mahkemesine şikayet yoluyla ileri sürmez ise, yasanın öngördüğü bu olanağı yasal süresi içerisinde kullanmadığından daha sonra aynı nedene dayalı olarak ihalenin feshini isteyemez. (Bakınız İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2020/1533 Esas – 2021/809 Karar sayılı kararı)
2004 sayılı İİK’nın ihalenin feshine ilişkin 134. maddesi 7343 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile değiştirilmiş ve anılan değişiklik 30/11/2021 tarihli ve 31675 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Dava konusu ihale 21/06/2023 tarihinde yapılmış olup, söz konusu bu ihalenin feshine ilişkin şikayette 2004 sayılı İİK’nın 7343 sayılı Kanun ile değişik hükümlerin uygulanması gereklidir.
2004 İİK’nın 134/2. maddesinde “İhalenin feshini, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 281. maddesinde yazılı sebepler de dâhil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikâyet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Yine, İİK’nın 134/3. maddesi; “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebi, ihale bedeli üzerinden nispi harca tabidir. Bu harcın yarısı talepte bulunulurken peşin olarak yatırılmak zorundadır. Talebin kabulü hâlinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve istem hâlinde iade edilir. Talebin reddi hâlinde ise alınan bu harç iade edilmez ve harcın kalan kısmı ihalenin feshini isteyenden tahsil edilir.” şeklinde olup; 134/4. madde hükmü ise “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce yapılan ihalenin feshi talebinde, talepte bulunulurken, ilgili kişilerin muhtemel zararına karşılık olmak üzere ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminat gösterilmesi şarttır.” şeklindedir.
7343 sayılı İcra Ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 34. maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1) sayılı tarifede de düzenleme yapılmıştır. Yapılan değişiklik ile 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (1) sayılı tarifenin “(A) Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III – Karar ve ilam harcı” başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklı bendinin, (f) alt bendinden sonra gelmek üzere eklenen bent ile; “g) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 134. maddesi kapsamında satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerce ihalenin feshinin talep edilmesi halinde ihale bedeli üzerinden binde 68,31 (bu harcın yarısı talepte bulunurken peşin olarak yatırılmak zorundadır. Talebin kabulü hâlinde bu harç başka bir kimseye yüklenmez ve istem hâlinde iade edilir…” düzenlemesi getirilmiştir. Söz konusu bu düzenleme de yayımı tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde her ne kadar davacıdan nispi harç ve teminat alınması gerektiğini bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiş ise de dava ortaklığın giderilmesi davası kaynaklı olduğundan ve davacının dava konusu taşınmazda hissedar olduğundan nispi harç ve teminat alınması gerekmediği anlaşılmıştır.
Ünye Satış Memurluğunun 2024/36 Satış sayılı dosyasının incelenmesinde; dava konusu taşınmazda 11/06/2024 tarihinde kıymet takdiri keşif tutanağı tutulduğu ve bilirkişi raporunda yapı ve arsa değerinin toplam 3.017.217,00 TL tespit edildiği, kıymet takdiri bilirkişi raporunun 17/07/2024 tarihinde davacı asil mesleği avukatlık olan Murat Şener’in UETS adresine tebliğ edildiği, davacı Murat Şener vekili Av. Abdulkadir Demir tarafından 18/07/2024 tarihinde kıymet takdiri raporuna itiraz davası açıldığı, 12/11/2024 tarihinde kesin olarak davanın kabulü ile taşınmazın değerinin 3.104.594,87 TL olarak tespit edildiği, 25/11/2024 tarihinde dosyanın satış memurluğuna iade edildiği, satış ilanının 29/12/2024 tarihinde yine davacı asil Murat Şener’in UETS adresine tebliğ edildiği, taşınmazın tapuya 222,52 m2 lik bahçeli bir kargir ev ve bir ahşap ev vasfında kayıtlı olduğu, gazete ilanının 06/01/2025 tarihinde yapıldığı, ihalenin 13/05/2025 tarihinde yapıldığı, davanın 19/05/2025 tarihinde açılmasına göre süresi içerisinde açıldığı, ihaleye gelen tekliflerin Emine Şener vekili Av. Abdülkadir Demir ve Mustafa Şener tarafından yapıldığı, başkaca pey süren olmadığı, sonunda Mustafa Şener’e 4.000.000,00 TL ihale edildiği, ihale bedelinin taşınmazın muhammen bedelinin tamamı ile satış masraflarını karşıladığı görülmekle yapılan ihalenin İİK’nin 129. maddesine uygun olduğu, davacı şikayetçi vekili satış ilanının vekil yerine asile yapıldığı ve asile yapılan tebligatın da bireysel UETS adresi olmadığından usulüne uygun olmadığı, davalı ihale alıcısının ihaleye iştirak talebi olmaksızın yetki tanımlandığı, hatalı KDV oranı, satış ilanının kanuni unsurları ihtiva etmediği gerekçeleriyle ihalenin feshinin gerektiğini iddia ettiği, kıymet takdiri raporunun da satış ilanı gibi aynı şekilde asile tebliğ edildiği buna itiraz etmediği, haberdar olduğu, vekili tarafından kıymet takdirine itiraz davası açıldığı, ayrıca aynı zamanda şikayetçi vekili de olan Av. Abdulkadir Demir tarafından Emine Şener vekili olarak ihaleye katılım sağlanarak pey sürüldüğü bu nedenlerle şikayetçi vekilinin ihale tutanağından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi TMK madde 2 gereğince dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı ancak; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanması’na Dair Yönetmelik’in 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılması zorunludur. İK’nın 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya (varsa vekiline) tebliğ edilmelidir. Borçluya (varsa vekiline) satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin süreklilik arzeden içtihatlarına göre başlı başına ihalenin feshi sebebi olup, borçlu vekiline satış ilanının tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edilmesi de aynı hukuki sonuçları doğurur. Satış ilanının, şikayet dosyasında yer alan vekile tebliği gerekir. Takip dosyasına ayrıca vekaletname sunulmamış olması, söz konusu mahkeme kararının dosyaya ibraz edilmiş olması karşısında, artık borçlunun takipte vekille temsil edildiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 12. H.D. 2019/9530 Esas ve 2019/12460 Karar sayılı ilamı) Emredici nitelikteki bu düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa aykırı olarak, vekili varken asile gönderilen satış ilanı tebligatı yok hükmünde olup sonuç doğurmaz. Şu hale göre, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat zorunlu olduğundan, asile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmaması da sonuca etkili değildir.
Bu emredici nitelikteki düzenlemelerden kaynaklanan yasal zorunluluğa göre tebligatın usulüne uygun olduğu söylenemeyecektir. İhalenin feshi gerekçesi olarak ileri sürülen diğer davalı ihale alıcısının ihaleye iştirak talebi olmaksızın yetki tanımlandığı, hatalı KDV oranı, satış ilanının kanuni unsurları ihtiva etmediği hususlarında ise tarafın ihaleye iştirak iradesinin olması, taşınmazın tapuya 222,52 m² bahçeli bir kargir ev ve bir ahşap ev vasfında kayıtlı olmasına, kat mülkiyeti kurulu olmamasına göre m² olarak ayrı ayrı değerlendirilmesinin mümkün olmamasına göre KDV oranında hata olmadığı ve satış ilanının kanuni unsurları ihtiva etmesi nedeniyle ihalenin feshi sebebi olmadığı ancak satış ilanının usulüne uygun tebliğ edilmemesinin başlı başına fesih sebebi olması nedeniyle şikayetin kabulü ile ihalenin feshine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç olarak dava dosyası içeriğine, dosyadaki yazılara göre ilk derece mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin dava dosyası içinde bulunduğu, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf isteminin esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı Mustafa Şener’in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Dosyanın İstinaf Mahkemesine gönderilmesi amacıyla yapılan harç, posta masrafı ve tebligat giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,
4-İnceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliğine,
Dair, HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025
