****Bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp düzelterek veya yeniden esas hakkında karar vermesi ve bu kararın da Yargıtay tarafından bozulması ile ilk derece mahkemesi kararı hayatiyetini kaybetmiş olur.
Hukuk Genel Kurulu 2024/237 E. , 2025/365 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/487 E., 2023/919 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.12.2022 tarihli ve
2022/14132 Esas, 2022/16829 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı … vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili … Gıda Tekstil Turizm İnşaat Petrol Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. (… Ltd. Şti.) adına kayıtlı 64 … 794 plaka sayılı araçta yapılan kontrollerde sigortasız işçi çalıştırıldığı gerekçesiyle müvekkili şirkete idari para cezası uygulandığını ve 2017 yılında almış olduğu prim teşviklerinin borç olarak tahakkuk ettirildiğini ancak söz konusu aracın müvekkili şirket tarafından dava dışı …Gıda Yemek Tarım Hayvancılık San. Tic. Ltd. Şti’ye (…Gıda Ltd. Şti.) kiralandığını, araçta tespit yapıldığı sırada aracı kullanan …’ın …Gıda Ltd. Şti. unvanlı kiracı şirketin sigortalı çalışanı olduğunu ve 06.07.2017 tarihinden itibaren bu şirkette çalıştığını ileri sürerek Uşak Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün resen prim tahakkuku işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … (SGK/Kurum) vekili; kayıt dışı istihdamla mücadele (KADİM) servisinden gelen 15.12.2017 tarihli yazı ile Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı VI. Bölge Müdürlüğünün 22.01.2017 tarihli yazısında … Ltd. Şti’ye ait 64 … 794 plaka sayılı ticari araç şoförünün 23.10.2017 tarihinde … olduğunun tespit edildiğini, bu şirket tarafından 2017 yılı Ekim ayı aylık prim ve hizmet belgesi ile yapılan bildirimde …’ın adının bulunmaması nedeniyle 2015/25 sayılı Genelge gereğince kayıt dışı istihdamla mücadele, resen hesaplanan prim borcu ve idari para cezası konularındaki yazıların 22.01.2018 tarihinde işyeri personeli imzasına teslim edildiğini, davacı şirketin idari para cezasına itiraz ederek aylık bildirgenin verilmeyeceğini bildirdiğini, Kurumca yapılan tüm işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli ve 2018/366 Esas, 2019/378 Karar sayılı kararı ile; 64 … 794 plaka sayılı aracın davacı şirketten kiralandığı ve buna ilişkin kira sözleşmesinin dosyaya sunulduğu, dava dışı …’ın hizmet cetveline göre denetleme tarihinde dava dışı …Gıda Ltd. Şti’nin sigortalı çalışanı olduğunun tespit edildiği, …’ın tanık olarak alınan yeminli beyanında da tutanak tarihinde …Gıda Ltd. Şti. çalışanı olduğu, kullandığı aracın bu şirket tarafından kiralandığını ifade ettiği, tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller neticesinde tutanakta tespit edilen ve aracı kullanan kişinin davacı şirket çalışanı olmadığı, davacının sigortasız işçi çalıştırmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı Kurumca davacı hakkındaki idari para cezası uygulaması ve resen prim tahakkuku işlemlerinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ve 2020/1361 Esas, 2022/1888 Karar sayılı kararı ile; davaya konu edilmediği hâlde talep aşılarak idari para cezasının da iptaline karar verilmesi nedeniyle hükmün bu yönden hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen resen prim tahakkuku işleminin iptaline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dosya kapsamı incelendiğinde, dava dışı …’ın davacıya ait iş yerinde çalışmadığının tespiti istemine ilişkin davacı işveren tarafından açılan iş bu dava ile, söz konusu dava sonucu verilecek hüküm dava dışı sigortalı İlhan Kasıım’ın hak alanını etkileyeceğinden, 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesinde “…maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir…” hükmü uyarınca, dava dışı …’a usulüne uygun şekilde husumet yöneltilmeli, ilgili şahsın göstereceği bütün deliller toplandıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır…” gerekçesiyle sair hususlar incelenmeksizin karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 357. maddesinde ilk derece yargılamasında incelenmeyen konuların istinaf aşamasında incelenmemesi ve yargılamaya yeni kişilerin katılmasının engellenmesinin amaçlandığı, aksi hâlde davaya katılımı sağlanan yeni kişilerin savunma ve delillerini sunmasının ve bu kişiler yönünden ilk derece mahkemesinde yerine getirilmesi gereken yargılama süreçlerinin istinaf yargılamasında gerçekleştirilmesi sonucunun doğacağı, bu nedenle açık yasa hükmüne aykırı olan ve dava dışı …’ın HMK’nın 124. maddesine göre davaya katılımının sağlanmasını öngören bozma kararına uyulmasının mümkün olmadığı, öte yandan dava içeriğinden haberdar olan ve Kurum işlemine konu tarihte çalıştığı işyerinden sigortalılık bildirimi bulunduğu için eldeki davada verilecek karar nedeniyle herhangi bir sigortalılık hak kaybı yaşaması da mümkün olmayan …’ın hukuki yararının bulunmadığı davada davalı konumuna getirilerek zaman ve para kaybına uğratılmasının usul ekonomisi ilkesi ışığında kabulüne olanak bulunmadığı için ilk derece mahkemesi kararının incelenmesi aşamasında da bu hususun kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine iade gerekçesi yapılmadığı belirtilerek direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden değerlendirilme yapılmadan karar verildiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen Kurum aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; sigortasız işçi çalıştırıldığından bahisle asgari ücret destek tutarlarının geri alınması kapsamında tahakkuk ettirilen prim borcu ve gecikme zammına ilişkin Kurum işleminin iptali istemiyle açılan eldeki davada, davacı tarafça işyerinde çalışmadığı iddia edilen sigortalı …’a HMK’nın 357. maddesindeki hüküm gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince aynı Kanunu’un 124. maddesi uyarınca husumet yöneltilip davaya katılımı sağlandıktan sonra göstereceği deliller de toplanarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 357. maddesi.
2. Değerlendirme
1. Öncelikle uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
2. Bir davanın taraflarının hatalı olan mahkeme kararının düzeltilmesi veya verilen kararın daha üst bir mahkemece denetlenmesi yönündeki istek ve ihtiyaçları kanun yolu kavram ve kurumunun doğmasına neden olmuştur. Kanun yolları ile hukuk sisteminde denetim ve uygulama birliği sağlanması amaçlanmaktadır. Ayrıca yargı denetimi arttıkça kararların hatalı olma ihtimâli azalacak ve yargı kararlarına duyulan güven de artacaktır.
3. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamanın ve bu kapsamda somut olaya uygulanması gereken hukuk kuralının doğru tespit edilip edilmediğinin ve tespit edilen hukuk kuralının somut olaya doğru uygulanıp uygulanmadığının denetimi, kanun yolunun kapsamını oluşturmakta olup tüm kanun yollarında hukuki denetim yapılmasına rağmen vakıa denetimi tamamında yapılmamaktadır.
4. Kanun yollarına başvurunun iki etkisinden söz etmek mümkündür. Kanun yollarına başvurunun ilk etkisi, aleyhine kanun yoluna başvurulan kararın şekli anlamda kesinleşmesinin önlenmesidir. Kanun yoluna başvurulan kararın şekli anlamda kesinleşmemesi, kanun yolunun erteleyici etkisi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu noktada, kanun yoluna başvurunun erteleyici etkisi ile kararın infazı için kesinleşmesinin gerekip gerekmediği meselesinin birbirinden tamamen ayrı konular olduğunu belirtmek gerekir.
5. Kanun yolunun ikinci etkisi, aleyhine kanun yoluna başvurulan kararın yeniden ve kural olarak üst makamca denetlenmesi anlamına gelen aktarıcı etki olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanun yolunun aktarıcı etkisi kapsamında aleyhine kanun yoluna başvurulan kararın yeniden ve kural olarak kararı veren makamdan başka bir makam tarafından incelenmesi, böylelikle karar veren hâkimden başka bir hâkim veya birden fazla hâkimin uyuşmazlığı inceleyerek karar vermesi ve varsa karardaki hataların giderilmesi sağlanır. İstisnaî olarak kararı veren makamca yapılan denetim, kanun yoluna başvurunun aktarıcı etkisini ortadan kaldırmaz. Zira kararı veren makamca yapılan denetimde de karar yeniden incelenmekte ve denetlenmektedir.
6. Kanun yolları hukukumuzda olağan ve olağanüstü kanun yolları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kesinleşmiş kararlara karşı olağanüstü kanun yoluna başvurulması mümkün iken kesinleşmemiş kararlar için öngörülen kanun yolları olağan kanun yollarıdır. Olağan kanun yoluna başvuru kural olarak hükmün icrasını değil sadece şekli anlamda kesinleşmesini engellemektedir.
7. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun (5235 sayılı Kanun) ile kabul edilen istinaf, 20 Temmuz 2016 tarihinde faaliyete başlayan Bölge Adliye Mahkemeleri ile birlikte hukuk sistemimize dâhil olmuştur. Bu kapsamda istinaf ve temyiz olağan; yargılamanın yenilenmesi ve kanun yararına temyiz olağanüstü kanun yolları olarak kabul edilmiş, karar düzeltme kanun yolu ise hukuk sistemimizden çıkarılmıştır.
8. Olağan kanun yollarından biri olan istinaf hukuk yargılamasının öncelikli amacı, kesinleşmemiş ilk derece mahkemesi kararlarını hem maddi hem de hukuki yönden denetleyerek gözden geçirmektir. Bu kanun yolu ile yargı kararlarına güven duyulması ve hata yapılma ihtimalinin azaltılması amaçlanmaktadır. Bu özellikleri karşısında hem erteleyici hem de aktarıcı bir etkiye sahip olduğu söylenebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli ve 2020/9-6 Esas, 2021/342 Karar ile 01.02.2023 tarihli ve 2022/10-584 Esas, 2023/13 Karar sayılı kararları).
9. İstinaf, bir kanun yolu olmakla birlikte temyiz yolundan farklı olarak ilk derece mahkemesi kararının denetlenmesi yanında aynı zamanda gerektiğinde yeni bir yargılama yapılması ve hüküm mahkemesi gibi karar verilmesi söz konusudur.
10. İlk derecedeki tahkikatın amacı, uyuşmazlıkla ilgili tarafların delillerini toplayıp değerlendirdikten sonra uyuşmazlığı çözüp karara bağlamak iken temyiz incelemesinin amacı denetimdir. İstinafta ise hem ilk derece mahkemesinin gerçekleştirdiği tahkikat denetlenir, hem de gerekirse yeniden inceleme yapılarak karar verilir. Zira istinaf yolunda sadece hukuki denetim değil aynı zamanda maddi vakıa denetimi de yapılmaktadır. Bu açıdan istinaf incelemesi ne ilk derece yargılamasının ne de temyizin özelliklerini tam olarak taşımamaktadır.
11. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, istinaf ile ilgili dar ve geniş istinaf sistemi olmak üzere iki sistem öngörülmüş olup geniş anlamda istinaf sisteminde ilk derece yargılamasındaki gibi yeniden inceleme yapılmakta, maddi mesele, ortaya çıkan değişiklikler herhangi bir sınırlamaya tâbi olmaksızın ileri sürülen yeni delil ve olaylar yeniden ele alınarak incelenmektedir. Dar anlamda istinaf sisteminde ise ilk yargılamadaki her şey yenilenmemekte, ilk yargılama baştan sona aynen tekrarlanmayarak maddi olay incelemesi yapılmakta ve kural olarak özellikle ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen hususlar incelenmemektedir. Başka bir deyişle dar anlamda istinaf sisteminde verilen kararın ileri sürülen hususlar çerçevesinde maddi ve hukuki denetimi yapılmaktadır.
12. Hukukumuzda dar anlamda istinaf sistemi kabul edilmiş olup istinaf incelemesinin kapsamını HMK’nın 355. maddesi belirlemiştir. Bu madde hükmü dikkate alındığında kamu düzenine aykırılık hâlleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapılır, istinaf sebebi ile bağlı kalınmak kaydı ile bu konudaki delillerin toplanması ve incelenmesi söz konusu olur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama tümüyle tekrarlanmayıp sadece yanlışlık ya da eksiklik tespit edilen noktalarda yargılama yapılarak deliller toplanıp değerlendirildikten sonra kararın düzeltilmesi sağlanır.
13. Nitekim HMK’nın 357. maddesinin 1. fıkrası; “Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi istenemez, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.” şeklinde düzenlenmiş olup istinaf aşamasında yapılamayacak işlemler açıkça ve sınırlı olarak belirtilmiştir.
14. O hâlde HMK’nın 357. maddesindeki hükme göre bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacak hususlar ile ilk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.
15. Bu durumda istinaf aşamasında yapılamayacak işlemlerin istisnalarından birinin resen göz önünde tutulacak hususlar olması sebebiyle bölge adliye mahkemesinin kendiliğinden inceleyebileceği bir hususun varlığının tespiti hâlinde bu vakıa hakkında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenebilir, yeni deliller değerlendirilebilir. Nitekim HMK’nın 357. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere bölge adiye mahkemesince kendiliğinden incelenecek hususlar taraflarca da ileri sürülebilir.
16. Bu aşamada bölge adliye mahkemesince verilebilecek kararlar üzerinde durulmalıdır. Bölge adliye mahkemesince yapılacak istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu kanaatine varılması hâlinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilecektir (HMK md. 353/1-b-1).
17. Duruşma yapılmasına gerek olmayan HMK’nın 353. maddesinin (a) fıkrasının 1 ilâ 6. bentleri arasında düzenlenen usuli hataların bulunduğu durumlarda bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesinin kararını kaldırıp dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verir.
18. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunda ileri sürülen sebeplerin doğru olduğuna kanaat getirirse bu durumda ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle ilk derece mahkemesince dava reddedilmiş ise ret kararını kaldırarak davanın kısmen ya da tamamen kabulüne; dava kabul edildiği hâlde reddi gerekmekte ise kabul ya da kısmen kabul kararını kaldırarak ret kararı verir. Ayrıca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verir.
19. Bu noktada vurgulanmalıdır ki, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp düzelterek veya yeniden esas hakkında karar vermesi ve bu kararın da Yargıtay tarafından bozulması ile ilk derece mahkemesi kararı hayatiyetini kaybetmiş olur.
20. Somut olayda, sigortasız işçi çalıştırıldığından bahisle asgari ücret destek tutarlarının geri alınması kapsamında tahakkuk ettirilen prim borcu ve gecikme zammına ilişkin Kurum işleminin iptali istemiyle açılan eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulmakla artık ilk derece mahkemesinin bir kararı mevcut değildir. Açıklanan sebeple Bölge Adliye Mahkemesinin bu aşamada artık denetim mahkemesi değil hüküm mahkemesi sıfatıyla hareket ettiği belirgin olup HMK’nın 357. maddesinin somut olayda uygulanamayacağına ilişkin direnme kararındaki bu gerekçe yerinde değil ise de dava dışı sigortalının çalıştığı işyerinden sigortalılık bildirimleri bulunduğu dikkate alındığında HMK’nın 124. maddesi uyarınca davaya katılımının sağlanmasına gerek bulunmamaktadır.
21. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, HMK’nın 357. maddesi uyarınca istinaf aşamasında davaya müdahale mümkün olmadığından bu aşamada HMK’nın 124. maddesinin uygulanması suretiyle davaya yeni davalıların katılamayacağı, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
22. Hâl böyle olunca, direnme kararı açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle usul ve yasaya uygun olup yerindedir.
23. Ne var ki, bozma nedenine göre Özel Dairece incelenmeyen davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı uygun olup, davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
18.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
